beklenilen

long hoped for

Turkish-English dictionary. 2013.

Look at other dictionaries:

  • hüsrana uğramak — beklenilen sonucun elde edilememesi sebebiyle çok üzülmek, acı çekmek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • bostan korkuluğu — is. 1) Kuşları ürkütüp yaklaştırmamak için tarlaya dikilen kukla Anadolu nun her yerinden bostan korkuluklarının fotoğraflarını çekip göndersinler. B. R. Eyuboğlu 2) mec. Kendisinden beklenilen görevi yapmayan veya kendisinden çekinilmeyen güçsüz …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • bozmak — i, ar 1) Bir şeyi kendisinden beklenilen işi yapamayacak duruma getirmek Bu iki radyo istasyonu birbirini bozuyor. 2) Bir yerin, bir şeyin düzenini karıştırmak Bir insanın aklını bozabilmesi için evvelce bu aklın mevcut olması lazım gelir. A. Ş.… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • eli kulağında — sf. Nerede ise olacak, çok yakında olması beklenilen …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • hüsran — is., Ar. ḫusrān 1) Beklenilen şeyin elde edilememesi yüzünden duyulan acı, batkı Mahinur müteahhitle evlenip gitti, beni hüsranlarımla yalnız bıraktı. H. Taner 2) esk. Zarar, ziyan Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller hüsrana uğramak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kale — is., tar., Ar. ḳalˁa 1) Düşmanın gelmesi beklenilen yollar üzerinde, askerî önem taşıyan şehirlerde, geçit ve dar boğazlarda güvenliği sağlamak için yapılan kalın duvarlı, burçlu, mazgallı yapı, kermen 2) Satranç tahtasının dört köşesine dikilen …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • pusu — is. 1) Birine saldırmak için saklanarak beklenilen yer 2) Birine saldırmak için hazırlanma durumu Pencerenin kenarında pusuda bekleyen Sipsi, sinsice pencereye yaklaşır. H. Taner Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller pusu kurmak pusuya düşmek pusuya …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • talimat — is., Ar. taˁlīmāt 1) Yönerge Demir Bey den beklenilen talimat gelmişti. R. H. Karay 2) ask. Görevin gerektirdiği türlü hizmetlerin başarıyla yürütülmesi için kumandanlık, başkanlık veya daire başkanları tarafından verilen, o hizmetle ilgili… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • verim — is. 1) Çalıştırılan, işletilen, bakılan bir şeyin verdiği sonuç veya bu sonucun niceliği, mahsul, randıman İşçilerin verimi. Makinenin verimi. Ağacın verimi. 2) Ortaya çıkan, istenilen, beklenilen sonuç, semere Yeni çıkan kitaplar, özellikle… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • zengin — sf., Far. sengīn 1) Parası, malı çok olan, varlıklı, fakir, yoksul karşıtı Şık, zengin, keyfi yerinde, yazı Avrupa da ve kışı Beyrut ta geçiren Suriyelilerden biri idi. F. R. Atay 2) Yararlı veya kendisinden beklenilen, istenilen nitelikleri çok… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • ay ışığında ceviz silkilmez — yeterli olmayan koşullarda yapılan işlerden, beklenilen verim alınamaz anlamında kullanılan bir söz …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.